Derin Dalış: Nasıl bir hayatı yaşamak istiyorsun?

Sanırım bu soruya cevap aramadan önce "sen nesin" sorusunu ilk olarak cevaplamak daha doğru olacak. Bunu çoğu kez duydunuz, ve cevabı da biliyorsunuz.


Siz, bir spiritüel varlik olarak, insanlik deneyimi icin buradasınız ve neyi demonstre ediyorsanız o sunuz. Buna, daha önce kat edilmiş yollarda, dönüşmüş olduğunuz size ait bir sergileyiş halidir denebilir. Bilinçte farklı bir arayışa doğru çekildiğinizde, geçtiğiniz yollarda öğrendiklerinizden daha da fazlasını bilmeye ihtiyaç duyduğunuzda, bunca zaman boyunca heybenizdeki birikime tekrar bakmak durumunda kalırsınız.


Bu kulağa çok absürt yada zor gelsede, şayet bu noktaya gelebildiyseniz, bunu yapacak bir yol size mutlaka sunulur ve siz büyük bir mutlulukla heybenizi boşaltırsınız ve aynı hevesle tekrar başka şeylerle doldurmaya başlarsınız. Bir çok farkli yolda bu bosaltıp-doldurma işini defalarca yapabilirsiniz, ta ki Metafiziğe gelene dek… Çünkü burası sizin aleni veya gizli, yaptığınız veya yapmadığınız, izin verdiğiniz veya vermediğiniz herşeyden sorumlu ve yükümlü olduğunuzu öğrendiğiniz yerdir. Çırılçıplak olduğunuzu farkettiğiniz yer işte burasıdır. Yeni bilgilerini koyabileceğin bir heybenin bile olmadığını anladığın bir çiplaklık. Öyle bir olma halindesindir ki dünya senin içine, sende dünyaya boşaltmaya başlamıştır. Sen ne olduysan, dünyanda o olmuştur artık ve dünyan neyse, sende ona dönüşmüşsündür. Sen gerçekliği yaratırsın, ve o yarattığın gerçeklik kendi içinde seni yaratmaya başlar.


Bu elbetteki bilinçteki bir yaratımdır ve bu fiziksel dünyamızı yaratmamızın ilk adımıdır. Ama bir dakika! burada zaten savaşların, hırsın, aç gözlülüğün kol gezdiği, çocuklara, kadınlara, hayvanlara, doğaya kendi çıkarları için gözünü kırpmadan ihanet edenlerle yaratılmış bir dünya var onunla ne yapacağız? Dürüst olmam gerekirse bu soruyla ne yapacağımı düşündüğümde bana verilen cevabi anlayamamiştim: ‘Var olanı değiştiremezsin, yeniden yaratman gerekiyor.’ Bu, işte o tam da biraz önce fiziksel düyayı yaratmanın ilk adımı dediğim yerle alakalı aslında.


Buradan sonraki kısmı biraz mantıkla yürüyelim mi? O dünyayi değiştirme gücün olsaydı ne yapardın? Seni elbetteki duyamıyorum ama sana kendi cevabımı verebilirim. Doğru olmadığını varsaydığım dünyayı kendi doğrularımla düzeltmeye çalışırdım. Yanlış dediğim şeyleri çıkarır, doğru dediklerimi eklerdim ve o eski dünyayı ayakta tutmak isteyenlerle savaşa tutuşurdum muhtemelen. Ta ki doğru ve yanlış dediğim şeylerin bana ait olup olmadıklarını sorguladığım ana gelene dek... Yani o dünyayı değiştirmekten öte yeniden yaratabilecek gücümün olduğunu farkettiğimde. Kendi ahlak kodumu yazabilecek ve kendi dünyamı tercihlerimden yaratacak hale geldiğimde… Yani bilgim için bir çanta taşımak yerine hayatımı bilgim haline getirdiğimde.


Baskalarının ne dediğinden bağımsız, benim için önemli olan tüm doğru ve yanlışlarımı yeniden yazdiğimda işte o benim dünyam olacak. Ve yarattığım o dünyada, yarattığım kişilerle birlikte, önce benden başlayarak herkes sorumluluğunu ve yükümlülüğünü almaya basladığında, yani ‘bu senin gerçekliğin’ demekten vazgeçerek amaç birliğine geldiğimizde, yani gerçekliğimdeki o en son kişi de bunu, kendi yarattığı dünya olarak sahiplendiğinde hepimiz bir olacağız. Bunun için yapmam gereken tek şey, oradaki kişileri figment olmaktan çıkarıp, varoluşlarının farkında olmalarını sağlamak. Ve bunun baslangıç noktasının neresi olduğunu biliyorsunuz. Senin sen olabilmenin nasıl engellendiğini öğrenmek ve kırmak istiyorsan şimdi öğretmenlerinizden o eğitimi tekrar vermelerini isteyebilirsiniz.

Sevgiyle Kalın

Ş.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir